Seddülbahir Cephesi Muharebeleri – Bölüm 4

  • Yazar: erkan
  • Tarih:Şub 20, 2017
  • KategoriGenel
  • yorum ( 0 )

19’uncu Alayın zamanında yetişememesi, sol kanattaki kritik durum ve elde yeterli ihtiyat kuvveti olmaması gibi nedenlerle bir an için pa­nikleyen 9’uncu Tümen Komutanı Albay Halil Sami Bey saat 11.45’te birliklere, Alçı Tope’nln güneyine kadar geri çekilmelerini emretti. An­cak düşmanın yeni taarruz belirtisi göstermemesi nedeniyle birlikler geri çekilmediler ve bulundukları mevzilerde savunmayı sürdürdüler.

Ancak öğleden sonra gelebilen iki taburlu 19’uncu Alayın cephenin or­ta kesiminden başlayan karşı taarruzu, düşmanın ara hattına rastla­mış ve bir yarma şeklinde gelişme göstermişti. Fakat ne yazık ki bir an için elde edilen bu başarı, yeterli ihtiyat kuvveti bulunmadığı için geliştirilemedi ve düşmanın karşı taarruzları sonucunda 19’uncu Alay geri çekilmek zorunda kaldı.

Türk kuvvetlerinin savunmada gösterdiği üstün başarılar, ağır zayiat veren ve bir hayli hırpalanan İngiliz ve Fransızların taarruz gücünü kırdı. Sonuçta düşman elde ettiği kıyı başını pek fazla geliştiremedi ve elde ettiği dar bir alanla yetinmek durumunda kaldı.

1 / 2 Mayıs 1915

Türk Taarruzu

25 Nisan 1915 sabahı başlayan çıkarmalar sonucunda oldukça dar kıyı başlarında sıkıştırılan düşmanın, karşı taarruzlarla denize dökül­mesi fikri, daha önce de değinildiği gibi 5’inci Ordu Komutanı Liman Von Sanders’in uygulanmasını emrettiği başlıca savunma prensibiydi.

“Oynak Savunma” olarak nitelendirilen bu savunma prensibi doğrultu­sunda derinlikte ilerlemek isteyen düşmanın taarruz gücünü kıran Türk birlikleri, giriştikleri karşı taarruzlarla ve özellikle süngü taarruzlarıyla düşmanı denize dökmek amacındaydılar.

Benzeri girişimler, başlangıcından nerdeyse Ağustos sonuna kadarki dönemde, Çanakkale Kara Muharebeleri’nin en başta gelen karakte­ristik niteliklerinden birini oluşturmaktadır. Muharebelerin bu niteliği, Türk kuvvetlerinin verdiği ağır zayiatın nedenlerinin de başında gelir.

Ayrıca gerek savunmada gerekse taarruzda elde edilen kısmi başarı­lar, az sayıdaki ihtiyat kuvvetlerinin gereken yerde ve zamanında kul­lanılmaması, cephanesi kısıtlı topçunun sağladığı desteğin yetersiz oluşu, birliklerin “gece taarruzları” konusunda eğitimsiz olması gibi nedenlerle değerlendirilememiştir.

Akdeniz Seferi Kuvvetler Başkomutanlığımın en büyük korkusu ise kendilerinin giriştiği taarruzları durduran Türklerin, başarıdan faydala­narak girişecekleri karşı taarruzlar idi.

28 Nisan 1915 günkü Birinci Kirte Muharebesi sonucunda umduğunu bulamayan düşman bu nedenle sürekli tetikte, her an başlayacak bir Türk taarruzunu beklemekteydi.

9’uncu Tümen Komutanlığı ise cepheye yeni gelen 7’nci Tümenin son alayı, 21 ’inci Alayın da katılımıyla Birinci Kirte Muharebesi’nde elde edilen başarıları pekiştirmek istiyordu.

 

1 Mayıs 1915 gecesi saat 22.00’de başlayan Türk taarruzu, düşma­nın muharebe ileri karakollarının bulunduğu hatta başarılı olduysa da asıl mevziler önünde şiddetli bir direnişle karşılandı.

Cephenin batı kanadında taarruza katılan 4 Türk taburuna karşı İngilizlerin 15 taburluk bir kuvveti bulunmaktaydı. 2 kilometrelik cephe hattına yığılmış bu seviyedeki bir kuvveti, 4 taburla söküp atmak mümkün olmadı ve bu kanatta 20’nci Alayın taarruzu durdu. 20’nci Alay birlikleri elde ettikleri arazide bulundukları mevzileri pekiştirerek tutunmaya çalıştılar.

Doğu kanadında ise 19’uncu ve 21’inci Alaylar, Mürettep Tabur ve Bursa Jandarma Taburu ile takviyeli olarak giriştikleri taarruzda, özel­likle Fransızların sol kanadı üzerinde (Fransız Anıt – Mezarlığı’nın hemen kuzeydoğusu) etkili oldu. Bu bölgede 21’nci Alayın yaptığı girme sonucu işgal edilen arazi, ihtiyatların zamanında bölgeye yetiştirile­memesi, batıdan İngiliz, doğudan Fransız kuvvetlerinin toparlanarak yaptıkları karşı taarruzlar, özellikle Eski Hisarlık sırtlarından açılan şiddetli makineli tüfek ateşleri ve 21 ’inci Alayın çok sayıda subayını kaybetmesi gibi nedenlerle elde tutulamadı.

Sonuç olarak denilebilir ki Seddülbahir Cephesi’nde girişilen bu taar­ruz, Çanakkale Kara Muharebeleri sırasında örneği birkaç kez daha görülecek olan “yetersiz hazırlık” ve “yetersiz kuvvet” ile yapılacak ile­ri harekatların başarısızlığa mahkum olduğunu, aslında muharebele­rin daha ilk günlerinde göstermiştir.

Yazar Hakkında

Yorum Yapın