Muharebe Alanları Gezi Güzergâhı Üzerinde Yer Alan Önemli Mevkiler (Gelibolu – Eceabat – Tarihi Milli Park)

  • Yazar: erkan
  • Tarih:Mar 22, 2017
  • KategoriGenel
  • yorum ( 0 )

2.Gelibolu

Gelibolu kentinin bulunduğu bölge, M.Ö. 334 yılında Büyük İsken­der’in doğu seferi sırasında Makedon orduları tarafından işgal edil­miştir. M.Ö. IV. Yüzyıldan itibaren sırasıyla Pers, Makedon, Bergama Krallıklarının egemenliğine giren bölge, sonrasında Roma İmparator­luğu topraklarına katılmıştır.

Roma İmparatorluğu’nun ikiye bölündüğü M.S. IV. Yüzyıldan itibaren Doğu Roma İmparatorluğu (Bizans) toprakları içinde kalan kent, bu dönemde önem kazanmış ve Asya’dan Avrupa’ya açılan önemli bir li­man haline gelmiştir. Özellikle İmparator Jistinianus (Jüstinyen) döne­minde oldukça önem verilmiş ve kentte yoğun imar faaliyetlerine giri­şilmiştir. Bu imar faaliyetlerinin en önemlisi, kenti bütünüyle çevrele­yen surlardır. Ancak yıllar içinde çeşitli depremlerden hayli zarar gö­ren ve taşları başka binaların yapımında kullanılan bu surlardan gü­nümüze her hangi bir iz kalmamıştır.

Haçlı Seferleri sırasında, 1190 yılında, Alman İmparatoru Büyük Frederich komutasındaki Haçlı Ordusu, Anadolu topraklarına Gelibolu üzerinden geçmiştir. 1204 yılında kent Venediklilerin eline geçmiş an­cak 1235 yılında tekrar Bizans hakimiyetine girmiştir.

1307 yılında, bölgedeki Katalanların safında Bizans’a karşı savaşmak üzere Karesi Beyliği’nden, 2.000 piyade ve 800 süvariden oluşan bir kuvvet, Melik İshak Bey ve Halil Ece Bey komutasında bölgeye gelmiştir. Bizans kuvvetleriyle yapılan muharebede Halil Ece Bey şehit düşmüştür. Halil Ece Bey, Gelibolu Yarımadası topraklarında şehit dü­şen ilk Türk komutanı olarak bilinmektedir.

Bu olaydan 47 yıl sonra, 1354 yılında Gelibolu, Sultan Orhan’ın oğlu Gazi Süleyman Paşa tarafından Osmanlı topraklarına katmıştır. Faka! bu durum; Gelibolu’nun Türkler tarafından ilk kez ele geçirilmesi ol­mayıp Gazi Süleyman Paşa’dan yüzlerce yıl önce de bölge, bazı do nemlerde çeşitli Türk kavimlerinin istilasına uğramıştır. 450 yılında Atilla komutasındaki Hunlar, yarımadayı boydan boya yağmalamışlar, 559 yılında ise Uygurlar kısa sürede olsa Gelibolu’ya hakim olmuşlar dır. Bölgede bulunan bazı buluntular 1304 yılı sonlarından itibaren Türk soylu bazı grupların yarımadaya yerleştiklerini göstermektedir Ancak 1354 yılında başlayan Türk hakimiyeti, Mondros Mütarekesi sonrasında 5 yıl, 22 gün süren işgal dönemi haricinde kalıcı olmuştur.

Gelibolu; Osmanlı hakimiyetinin başlaması ile birlikte, bilhassa Sultan I. Murat döneminde daha da önem kazanmış ve Türklerin Avrupa içleri ne doğru düzenlediği akınlar için bir başlangıç noktası haline gelmiştir.

1391 yılında, Sultan I. Beyazıt (Yıldırım) döneminde, üç gözlü olarak ilk tersane Gelibolu’da kurulmuş, ayrıca Çanakkale Boğaz Komutanlığı’nın nüvesini teşkil eden “Boğaz Muhafızlığı” oluşturulmuştur. Boğaz Muhafızlığı görevine ilk olarak atanan kişi ise türbesi Gelibolu’da bulunan Saruca Paşa’dır.

İlk Osmanlı dönemi kaleleri ise, Sultan II. Mehmet (Fatih) döneminde Çanakkale Boğazı’nın savunmasını pekiştirmek amacıyla yaptırılmış­tır. 1462 – 1464 yıllarında yaptırılan ve boğazın en çok daraldığı mev­kide, Kilitbahir ile Sarıçay ağzının kuzeyine inşa ettirilen kaleler, “Kilidül Bahir” ve günümüzde Çimenlik Kalesi olarak bilinen “Kala-i Sulta­niye” (Sultan Kalesi) kaleleridir.

Sultan I. Süleyman (Kanuni) döneminde Gelibolu, Kaptan Paşa Eya­leti konumunda, Sancak Beyliği statüsünde bir eyalet merkezi haline gelmiştir.

Çimenlik Kalesi’nin yapımı ile birlikte, öncelikle bu kaledeki garnizon­da görev yapan askerlerin ailelerinin yerleşmesi ile oluşmaya başlayan Çanakkale kentinin giderek öneminin artmaya başlaması üzerine, Gelibolu’da bulunan Boğaz Muhafızlığı, Sultan I. Abdülhamit döne­minde Çanakkale’ye taşınmıştır. Bu gelişme sonrasında Gelibolu’nun önemi giderek azalmaya başlamıştır.

1854 yılındaki Kırım Savaşı sırasında, Osmanlı Devleti ile müttefik olarak Ruslara karşı savaşan İngiliz ve Fransız kuvvetleri, bir süre Gelibolu’yu ve özellikle de Çimpe Kalesi’ni üs olarak kullanmışlardır.

Yine Kırım Savaşı sırasında cephede yaralanan Fransız askerlerinin bir kısmı Gelibolu’daki hastanede tedavi edilmiş, bunlardan hayatını kaybedenler Hamza Koy’a bakan sırt üzerindeki Fransız Mezarlığı’na gömülmüşlerdir.

1921 yılı içinde Rusya’daki iç savaşta yenilen Çar’a bağlı kuvvetler­den General Vrangler komutasındaki kolordu seviyesinde bir birlik, beraberindeki mülteci sivillerle birlikte Gelibolu’ya gelerek yerleşmişlerdir. Bu grubu oluşturan 25.000’den fazla Rus, yaklaşık olarak 10 ay süreyle Gelibolu’da yaşamıştır.

Yazar Hakkında

Yorum Yapın