Muharebe Alanları Gezi Güzergâhı Üzerinde Yer Alan Önemli Mevkiler (Gelibolu – Eceabat – Tarihi Milli Park) – Bölüm 16

  • Yazar: erkan
  • Tarih:Nis 06, 2017
  • KategoriGenel
  • yorum ( 0 )

25.Kilitbahir (Kilidü’l Bahr) Kalesi

1453 yılında İstanbul’un fethi ile sonuçlanan kuşatma sırasında Bi­zans’a yardım etmek amacıyla gelen Papalık Donanması, Çanakkale Boğazı’ndan kolaylıkla geçmiş ve İstanbul’a ulaşmıştır. Bu donanma­nın Haliç’e girmesi ve getirdiği yardımı Bizans’a ulaştırması da engellenememiştir. Bu olay nedeniyle Çanakkale Boğazı’nda da tedbir al­mak isteyen Sultan II. Mehmet (Fatih), 1462 – 1464 yıllarında, boğa­zın en dar yerine, karşılıklı olarak iki kale yaptırmıştır. Evliya Çelebi tarafından, kale üzerinde bulunduğu söylenen Sultan II. Mehmet’e ait kitabede 1452 yılı yazdığı ifade edilmekteyse de bu tarihin gerçeği yansıttığı pek söylenemez.

Mimar Murat Ağa tarafından planlanıp yapıldığı tahmin edilen bu kale­lerden Anadolu yakasında, Sarı Çay (veya Koca Çay) ağzının hemen kuzeyinde yer alanına “Kala-i Sultaniye” (Sultan Kalesi), Rumeli yaka­sında yer alanına ise “Kilidü’l Bahr” (Denizin Kilidi) adları verilmiştir.

Sultan I. Süleyman (Kanuni) döneminde tamir ettirilmiş ve iki kule ile sur eklemiştir. Kulelerden kuzeyde yer alanı yıkılmış ve yok olmuştur Güneyde yer alanı ise halen durmakta ve “Güney Kulesi” veya “Sarı Kule” olarak bilinmektedir. Deniz tarafındaki surların ise önemli bir bö­lümü günümüze ulaşmamıştır.

Hiçbir yerde uygulanmamış özgün bir planı vardır. Havadan görünü­mü genelde yonca yaprağına benzetilirse de “asma kilit” şeklinde ol­duğu ve “denizin kilidi” anlamındaki isminin de bundan dolayı verildiği söylenmektedir.

Surlara pek önem verilmemiş, ancak buna karşılık üç avlulu iç kale, korunaklı yapılmıştır. Zemininde bir de su kuyusu bulunan iç kale, ye­di katlı olup, genelde kalede görev yapan askerlerin barınma yeri ola­rak kullanılmıştır. Duvarlar düzgün moloz taştan yapılmıştır.

26.Kilitbahir Köyü

Adını kaleden alan Kilitbahir Köyü’nün, yer aldığı bölgenin Osmanlı dönemi öncesinde iskan gördüğüne dair bir buluntuya, bugüne kadar rastlanmamıştır. Buradaki yerleşimin, kalenin yapımı sırasında veya hemen sonrasında başladığı tahmin edilmektedir. Bu durum Çanak­kale kent merkezi için de geçerlidir.

Kilitbahir Köyü’nün bulunduğu bölgenin tarihte bilinen ilk adının, “Kynossema” (Köpek Mezarı) olduğu tespit edilmiştir. Bu isim; mitolo­jide geçen bir öyküye dayanmaktadır. Söz konusu öyküde, Troia Savaşı’nda bütün ailesini kaybeden Troia Kraliçesi Hekuba’nın, üzüntü­sünden dişi bir köpeğe dönüştüğü ve burada öldüğü anlatılmaktadır. M.Ö. 4. yüzyıl ortalarında basıldığı tespit edilen Madytos sikkelerinin arka yüzünde bulunan köpek motifi, hem bu öyküyü hatırlatmakta, hem de Kynossema’yı simgelemektedir.

Pelopones Savaşları sırasında, M.Ö. 411 yılında, Atina ve Sparta do­nanmaları arasında, Kilitbahir önlerinde büyük bir deniz savaşının gerçekleştiği ve bu savaşı Atinalıların kazandığı belirtilmektedir.

Sultan II. Mehmet (Fatih) döneminde yaptırılan kalenin inşa edilmesi ile birlikte bir kıyı yerleşimi olarak gelişen Kilitbahir Köyü’nün kapladığı alan içinde birçok Osmanlı dönemi esere rastlanmaktadır. Bir bölü­mü harap durumdaki bu eserler arasında Fatih Camii, Cahidi Sultan Camii, Tabip Haşan Camii, yıkılmış olan Kırklar Camii, Uşşaki Dergahı (Ahmed Tâlibî Tekkesi), çok sayıda çeşme, geleneksel konutlar, iki hamam kalıntısı ve Cahidi Sultan Camii çevresindeki mezar taşlan dikkat çekicidir.

Aslında dikkat çeken bir diğer konu, Kilitbahir’den çok daha eski bir yerleşim yeri olan Eceabat’ta, bu yoğunlukta ve nitelikte Osmanlı dö­nemine ait eserlere rastlanmıyor olmasıdır.

Yazar Hakkında

Yorum Yapın