Gelibolu Sahillerine Uzanan Tarihi Bir Sürecin Önemi 6

Bütün bu ve benzeri çabalara karşılık, çok önemli olaylarla dolu ortak bir geçmişe sahip bizlerin unutmaması gereken en önemli husus; “Türk Ulusu’nun üzerinde yaşadığı coğrafyanın sahip olduğu ve tarih boyunca hiç eksilmemiş, hatta sürekli artış göstermiş olan stratejik değeridir”.
Belki bizlerin yeterince değerlendiremediğimiz söz konusu stratejik değerden dolayıdır ki bugün Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağıyla bağlı her kim varsa, hepimizin vatanı olan bu toprakların, hangi süreçlerden geçerek aklımıza, vicdanımıza ve ellerimize emanet edildiğini iyice anlamamız gerekmektedir. Aksi takdirde; gelecekte neyi, nasıl yitirdiğimizin farkına varabilmek için çok fazla zamanımız olmayabilir.
Bu nedenledir ki Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kuran insanın dile getirdiği ve kuruluş felsefesini oluşturan sözleri, bu devletin var olma nedenlerini açıkça ortaya koyduğu gibi, aynı zamanda ulusal politikasının da temel kuramlarını oluşturur. Söz konusu temel kuramların başında “Yurtta barış, Dünyada barış” ilkesi gelir ki savaşın acımasızlığını çok yakından bilen Türk Ulusu için bu sözün ifade ettiği anlamı, tartışmak bile yersizdir.
Elbette ki “barış”; insanlığa her türlü sorununu çözebileceği ve refaha ulaşabileceği elverişli ortamlar hazırlar. Ancak bir şartla; “barış” kavramını, dünyadaki herkesin gerçekten ve samimiyetle istemesi şartıyla. Başkalarının niyeti, aslında değişik biçimlere sokulmuş bir savaşı size karşı sürdürmekse, sizin, “ben barış taraftarıyım” diyerek bir köşede oturup, adınıza verilecek kararları beklemek aymazlığı içinde varlığınızı sürdürmeniz, mümkün değildir.
Ancak mesele; her an “olmak ya da olmamak” noktasında ise tarihe gömülüp kaldığını zannettiğimiz bazı süreçleri çok iyi anlamak zorunluluğunuz vardır. Vardır; çünkü Türk Ulusu’nun varlığı, tarih boyum a hemen her dönemde, kendisine yönelik türlü saldırılar ile test edilmiştir. Bu testlerden, geçmişte yaptığımız hatalarımızdan da gerekli dersleri çıkartarak rahatça geçebilmenin, dolayısıyla bir bütün olarak varlığımızı sürdürebilmenin tek yolu; Türk Ulusu’nun, ortak paydaları ile yarattığı eserlerin en büyüğü olan Türkiye Cumhuriyeti’ni, hangi şartlar altında ortaya çıkarttığını çok iyi bilmesinden geçer.

Öyleyse; Çanakkale Muharebeleri’ni etüt etmeden ve tarihimizdeki en kanlı olaylardan birine şahit olmuş muharebe alanlarını gezmeden önce, dönüm noktası niteliğindeki bu olaya kadar gelişen ve 1915 yılında Gelibolu sahillerine uzanan tarihsel süreci bir kez daha değerlendirelim. Bu süreçte yaşananlar, Çanakkale Muharebeleri, bu muharebelerin koşulları, bugünümüz ve yarınlarımız için bize bir şeyler anlatıyor mu, hiç değilse biraz olsun “düşünelim”…

Yazar Hakkında

Yorum Yapın