Gelibolu Sahillerine Uzanan Tarihi Bir Sürecin Önemi 5

Böylesine önemli bir geçmişin barındırdığı olaylar zinciri başkalarına ait olsaydı, o olaylardan ortaya çıkartılacak hikâyelerin sadece bir bölümü bile, sinema sanatının dünyadaki en önemli üreticisi haline gelmiş Hollyvvood’u, film yapmaktan dinlenmeye zaman bulama/ hale getirirdi…
Günümüzde kimileri, kendi tarihleri içinde yer alan her olayda, uyguladıkları ulusal politikalarının haklılığını dünyaya kanıtlamak, bu yolda kitleleri etkilemek ve kendilerine inandırmak için hemen her alanda çok büyük yatırımlar yapmaktadırlar.
Bizler ise o binlerinin ürettiklerinin bir bölümünü sinema salonlarında ya da televizyon ekranları karşısında izlerken, örneğin; Amerikalıların kendilerine göre mazlum, masum ve haklı mücadelesini seyrediyor ve onların çeşitli dönemlerde rakipleri olmuş “Kızılderililer”, “Güneyliler”, “Almanlar”, “Japonlar”, “Vietnamlılar”, “Sovyetler” ve hatta “uzaylılar” hakkında sahip olmamız istenen kanaatlerle donanıyoruz.
Çoğumuz, Amerika’nın düşmanlarına kızgın, dünyayı uzaylıların istilasından ve devasa gök taşlarından kurtaran bu ülkeye karşı en azından bir vefa borcu hisseder şekilde sinema salonlarından ayrılıp, televizyonların karşısından kalkarken, kendi tarihlerini, kendi çıkarlarıyla sarmalayarak bize izlettirenler, elde ettikleri kazançları hesaplıyorlar. Diğer yandan ise sinema sanatını bir silah olarak kullanıp dünyadaki diğer toplumların hafızasına, kendi haklılıklarını ve sloganlarını yerleştiriyorlar.
Bu duruma kısa bir örnek vermek gerekirse, yakın geçmişte televizyon ekranlarından milyonlarca kişiye ulaşan “The Pasific” (Pasifik) dizisini gösterebiliriz. Bu dizi İkinci Dünya Savaşı sırasında Amerikan askerlerinin Pasifik’te Japonlara karşı verdiği mücadeleyi konu edinmekteydi. Ancak dizinin ilk bölümlerinden birinde, bir Amerikan askeri ile Avustralya’da tanıştığı ve arkadaş olduğu göçmen bir Rum kızının annesi arasında geçen diyalog, bizim açımızdan oldukça ilgi çekiciydi. Amerikalı asker, kız arkadaşının annesine,

“Buralara nasıl olup da geldiniz” şeklinde bir soru sorduğunda, kadın cevap olarak, oldukça hüzünlü bir ifadeyle şunları söylemektedir: “1922 yılında Türkler İzmir’e girdiler. İzmir’i yaktılar ve on binlerce Rum ve Ermeni’yi öldürdüler. Her şeyimiz orada kaldı.”

Amerikalılarla Japonlar arasında sürüp giden bir savaş sırasında, dünyanın bir diğer ucundan Türk Ulusu’na atılan bu iftira, kimilerinin çıkarları doğrultusunda tarihi nasıl da yorumladıklarının basit bir örneği olarak, akıllarda kalmalıdır. Bu tür örnekler, elbette ki yadırganacaktır. Ancak unutulmamalıdır ki dünya üzerinde devletler arasındaki İlişkilerde ebedi dostluklar veya düşmanlıklar yoktur. Sadece devletlerin ön planda tuttukları, ulusal çıkarları vardır. Örneğin bir ülkenin ulusal çıkarları, Türkiye’ye sözde Ermeni soykırımını kabul ettirmekten yana bir fayda sağlayacaksa, kendi toplumuna bu konudaki tarihi, kendi çıkarları doğrultusunda biçimlendirerek anlatacaktır. Bu tür anlatımları dinleyenler düşünürler ve sonuçta kanaatlerini, “Evet, Ermenilere soykırım uygulanmıştır.” şeklinde ifade edebilirler. Bir ülkenin kamuoyu, bu türden kanaatlere sahip kılınmışsa, o ülkenin parlamentosunun da Türkiye aleyhinde kararlar çıkartması kaçınılmazdır.
Çünkü bazıları, gelecek kuşaklarına eğitim verecek öğretmenlerini yetiştirirken, bunlara okuttukları tarih kitaplarında, “Ermeni soykırımı, Yahudi soykırımının öncüsü olmuştur” şeklindeki ifadelere yer vermekten, çıkar ummaktadırlar. (2)

Yazar Hakkında

Yorum Yapın