Gelibolu Sahillerine Uzanan Tarihi Bir Sürecin Önemi 2

Çanakkale’de yaşananlar, Birinci Dünya Savaşı’nın bütünü içinde yer alan çarpışmaların bir bölümüdür. Bu nedenledir ki öncelikle bir konuya açıklık getirmek zorunluluğu vardır. “Çanakkale Savaşı” veya “Savaşları” değil, “Çanakkale Muharebeleri” olarak bu olayı tanımlamak gerekir. Yusuf Hikmet BAYUR’un daha öz tanımıyla “Çanakkale Vuruşmaları” olarak da ifade edilebilir. Tıpkı 18 Mart 1915 günü Çanakkale Boğazı’nda gerçekleşen çarpışmaların, “Çanakkale Deniz Savaşı” değil de “Çanakkale Boğazı Muharebesi” olarak tanımlanması gerektiği gibi…
Birinci Dünya Savaşı ise dünyayı ne şekilde paylaşacakları konusunda uzlaşamayanların, rakiplerine üstünlük sağlamak adına, 20. Yüzyılda insanlığa yaşattıkları iki korkunç yıkımdan biridir. Her iki dünya savaşı sırasında asker ve sivil on milyonlarca insan ölmüş, yaralanmış, sakat kalmış, köyler, kentler, kasabalar yakılıp, yıkılmış ve insan-lığın refahı için harcanması gereken kaynaklar, bomba ve mermi olarak insanların üzerine yağdırılmıştır.
Böylesine hüzün verici sonuçlar doğuran kanlı hesaplaşmaların birincisinde, Türk insanı da yer almak durumunda kalmıştır. Bundan dolayıdır ki bu çalışmanın içeriğinde ilk olarak, Osmanlı Devleti’ni Birinci Dünya Savaşı’nın taraflarından biri olmaya zorlayan nedenlere de kısaca değinilmiştir. Söz konusu nedenlere değinmek gereği, yaklaşık iki yüz yıllık bir süreçte gelişen olayların, nasıl olup da Gelibolu sahillerine ulaşmış olduğunun kavranması bakımından, hayli önemli olmasından dolayıdır.
1915 yılında Çanakkale’de yaşananları hatırlayabilmek ve anlayabilmek için yakın tarihimizi bizlere aktaran kaynakları araştırmak gerekliliği ortadadır. Çünkü geçmişte yaşanan olayların sonuçlarının toplumları dün ne şekilde etkilediği, bugün ne şekilde etkilemekte olduğu ve yarın ne şekilde etkileyeceği şeklindeki sorulara verilebilecek en ger-çekçi cevaplar, bir toplumun hafıza kayıtlarını oluşturan tarihin bizlere sunduğu veriler içinde saklıdır.
Tarihin bizlere sunduğu verilerin ne şekilde yorumlandığı ise başlı başına değerlendirilmesi gereken, ayrı bir konudur. Bu konunun öncelikle yabancılar tarafından ne şekilde ele alındığını anlamak, sonrasında ise dönüp kendi yaptıklarımıza bakmak gerekir.

Çanakkale Muharebeleri konusunda yabancıların bakış açısını yansıtan eserlere örnek vermek gerekirse, C. F. Aspinall Oglander ile Charles W. Bean’in kitaplarını gösterebiliriz.

Asker kökenli C. F. Aspinall Oglander’ın, “Gelibolu Askeri Harekâtı” ile gazeteci kökenli Charles W. Bean’in “Gelibolu Görevi” ve “Anzaklarm Hikâyesi” adlı eserleri, İngiltere ve Avustralya’nın bakış açısıyla da olsa Çanakkale Muharebeleri tarihine ışık tutan en önemli kaynak eserler arasında sayılmaktadırlar. Çanakkale Cephesi’nde yaşananların, diğer tarafın bakış açısıyla görülebilmesi bakımından oldukça önemli kaynaklar olarak değerlendirilen bu eserleri ortaya çıkaran insanların yöntemleri, aslında çok basittir. Öncelikle Çanakkale’de kendileri adına yaşanmış olayları toplum hafızasına kaydetmek adına, ele aldıkları konuyla ilgili bilgi, belge, anı, rapor, harita v.b. verileri derlemişler, değerlendirmişler ve yorumlamışlardır. Sonrasında ise kendi kamuoylarını oluşturan insanların ulusal gururunu yücelten ve bu insanları ulusal çıkarlar doğrultusunda yönlendiren, bilinçlendiren eserlerini ortaya çıkartarak geleceğe bırakmışlardır.

Yazının Devamını Okumak İçin Tıklayınız -> Gelibolu Sahillerine Uzanan Tarihi Bir Sürecin Önemi 3

Yazar Hakkında

Yorum Yapın