Conkbayırı Savaşları 6-10 Ağustos 1915 | Bölüm 2

Conkbayırı Savaşları 6-10 Ağustos 1915 | Bölüm 2 > Yazının Önceki Kısmını Okumak İçin Tıklayınız

Conkbayırı Savaşları

Ayın 12’sinde öğleden sonra bir tugaya Tekketepe eteklerine doğru ilerlemesi emredildi. Keşfi yapılmamış arazide yeterli topçu desteği olmadan yapılan bu ileri hareket başarısızlıkla sonuçlandı. 15 Ağustos’ta 9. Kolordu Komutanı General Stopford kendisinden beklenmeyen bir şey yaparak emrindeki tümenlere Kireçtepe sırtı boyunca ilerlemelerini emretti. 10. Irlanda Tümeni’nin üç taburu 13. haftadır çıplak Kireçtepe’de bulunuyordu. 2.000 kişilik bir kayıptan sonra çok az ilerleme kaydedilmişti.
Hamilton, Suyla harekâtının başarısız olmasının faturasını tamamen General Stopford’a çıkararak 15 Ağustos’ta onun yerine General De Lisle’yi atadı. Lisle görevi devraldığında sahada alınan pozisyonun tamamen saldırılara açık olduğunu yapılan organizasyonun tam bir aciz olduğunu ve elindeki ordunun bitmiş olduğunu üstlerine rapor edince Hamilton bu cephedeki mağlubiyeti kabul etmek zorunda kaldı ve İngiltere’den 95 bin kişilik ek bir kuvvet talebinde bulundu.
Anafartalar bölgesinde de şiddetli savaşlar olmuştu. İngilizler bu savaşlarda büyük kayıplar verdiler fakat cephede de hiçbir ilerleme sağlayamadılar. Başarısız hücumlarda Anzak kolordusu büyük kayıplar veriyor, git gide eriyordu.

Düşman Kuvvetleri Başarıya Ulaşamıyordu

Çanakkale cephesi Anzak askerleri gözünde bitiyordu artık. Ağustos ayı boyunca bütün cephelerde çatışmalar aralıksız devam etti. Müttefikler istedikleri sonucu bir türlü alamıyorlardı.
Ağustos sonunda Akdeniz Seferi Kuvvetler Komutanı Sir Ian Hamilton’un uğradığı yenilgiyi itiraf etmesi ve 95.000 kişilik yeni asker talebi Londra’da şok etkisi yaptı. Kitchener de Hamilton’a yeni takviyelerin ancak Kasım ortalarında gelebileceğini bildirdi. Fakat Londra’nın artık Hamilton’a güveni kalmamıştı. Bu durum da Hamilton’un sonunun yaklaştığını ihtar ediyordu.
Her yenilgiden sonra İngiltere’den destek kuvvetler isteyen Hamilton’un unuttuğu bir şey vardı, savaş başından beri zaten Türk Ordusu’nun sayısı ve silah varlığı kendilerinden oldukça azdı. Demek ki savaşı kazanmak için asker ve teçhizat üstünlüğü tek başına yeterli değildi. Hamilton savaşlarda insan unsurunun ne derece etkili olduğunu henüz bilmiyordu.

1915 Senesi Düşmanlar İçin Kötü Geçti

I. Dünya Savaşı’nın genel durumuna bakıldığında müttefikler için 1915 yılı zaten yenilgilerle dolu bir yıl olmuştu. Batı cephesi tamamen kilitlenmiş, savaşın kilidini açacaklarını düşündükleri ve beş günde geçeceklerini hayal ettikleri Çanakkale Cephesi ise tam bir hezimetle sonuçlanmıştı.
Çanakkale’de artık çıkmaza giren savaş Hamilton’un bütün şöhretini sarstı. Ekim, Kasım ayları boyunca her iki taraf da ciddi bir saldırı teşebbüsünde bulunmadı. Sadece siper savaşları, lağım infilaldanyla günler geçiyordu.
Sıcak geçen bu aylarda susuzluk, salgın hastalıklar her iki tarafın askerlerini de derinden etkiliyordu.

Ian Hamilton’un Sözleri

Akdeniz Seferi Kuvvetler Komutanı Sir Ian Hamilton 23 Ağustos’ta günlüğüne şöyle yazıyordu:

“Dün gece çok kötü bir rüya gördüm. Helaspoint’ta (Seddülbahir) boğuluyordum. Yataktan fırlayıp da uyandığım zaman, hala gırtlağımdaki tıkanmayı, başımdan aşmış olan suları hissediyordum, titriyordum.
İçimde sanki görünmeyen bir ziyaretçinin çadırıma girmiş olduğu duygusu vardı. Hayatımda hiç böyle korkunç bir rüya görmemiştidı.
Sonradan saatlerce Çanakkale’nin kötü bir kader olduğu düşünceleriyle büyülenmiş gibi oturdum. Uğursuz bir şeyler vardı burada! Sanki bizler, hepimiz, lanetlenmiş gibiydik!”

Müttefik ordusunun aldığı sonuçlar Hamilton’un kâbusundan daha beterdi. Sadece Ağustos çarpışmalarında 45 bin asker kaybetmişlerdi. Sağlık sistemleri iflas etmiş bundan daha da kötüsü herkesin içini bir karamsarlık ve ümitsizlik kaplamıştı.
Eylül ayı sonunda o ana kadar çıkarlarının ne tarafta olacağını kestiremediğinden sessiz kalan Bulgaristan, Almanya, Osmanlı İmparatorluğu safında savaşa dâhil olunca da Çanakkale cephesinin seyri tamamen değişti. Çünkü bu gelişme Çanakkale cephesinin kapatılması anlamına gelecekti.
Bulgaristan’ın savaşa girmesi ile Berlinİstanbul demiryolu tamamen açılmış oluyordu. Buradan gelecek yardımlarla zaten hiçbir ilerleme sağlanamamış Çanakkale Boğazını geçme projesi tamamen suya düşecekti.
Bu ümitsiz ortamda Suyla Çıkarması’na katılmış iki tümenin Selanik’e yollanması ise geri çekilmenin ilk işaretleri olarak görülüyordu.

Yazar Hakkında

Yorum Yapın