Çanakkale Zaferi; Yaşanmış Hatıralar

Çanakkale Savaşı’nda Yaşanmış Hatıralar

Teğmen Ali Kazım

Anafartalar Bölgesi’nin kuzey ucunda, Kireçtepe’ye ilerleyen düşman karşısında, Gelibolu Jandarma Taburu büyük bir kahramanlık gösterdi. Tabur erimiş, komutanı da şehit olmuştu. Düşman, ancak taburun ölülerinin üzerinden geçebildi. Arslantepe’ye sonra Kanlıtepe’ye vardı.
Bölgedeki 3 tabur karşı taarruzla Arslantepe’yi gece vakti aldıysa da düşman savaşa 12 tabur sokarak yine yüklendi ve Kanlıtepe’ye kadar ilerledi. Grup Komutanı Mustafa Kemal Paşa öğleye doğru 127. Alayın 1. Taburunu yetiştirdi.
“Kanlıtepe ile Arslantepe geri alınacak:”
Bombalar dağıtıldı, saflar dizildi. “Allah, Allah!” sesleriyle asker, Kanlıtepe’ye çıktı. Tabur bu tepedeki düşmanı ezdi. Kalanını da önüne kalarak Arslantepe’ye yöneldi.
Bölükler birer ok gibi gidiyordu. Teğmen Ali Kazım, düşman cesetlerini iteleyerek ilerleyen bölüğün önünde, Arslantepe’nin önüne gelmişti. Ama şimdi, sıkı duran bir düşman ateşiyle, çakılıp kalmış. Metinden vurulanlar oluyordu. Burada kalmak, ölmek demekti. Geriye de dönemezlerdi.
Teğmen çareyi, hep birden düşmana atılmakta buldu. Durup ölmektense, tepeye varıp can vereceklerdi. Tam atılıma kalkılacağı anda bir kurşun sağ gözünü yaraladı. Ama gözüyle ilgilenip hücumu durdurmadı. Bir mendili gözüne tutarak atıldı. Bölüğü ile birlikteydi.
Kısa bir boğuşma sonucunda Arslantepe sonunda ele geçti. Ali Kazım ise ikinci bir kurşunla, maalesef bir yara da omzundan almıştı. Hastaneye kaldırılırken sevinç içindeydi.

“Bir göz insana yeterde artar. Vatanımız var ya! Omzumdaki yara da herhalde zararsız gibi geliyor bana.”

Bedel İsmail

10 Ağustosta 8. Tümenin Conkbayırı’ndaki süngü hücumundaki binlerce kahramanlık arasında Bedel İsmail’in menkıbesi dillere destanlaşan bir hatıra olmuştu. O, 24. Alayın 11. Bölüğünde onbaşıydı. Uşak’ın, Kamer Mahallesi’nden Ömer oğlu İsmail.
10 Ağustos 1915’te, o unutulmayacak zafer gününde, dünyanın en büyük ordularının dize geldiği o günde 8. Tümen düşmana saldırırken, İsmail de bölüğüyle katıldı. Bu saldırıda erleri onunla, o da erleriyle yarışıyordu.
Hain bir kurşun İsmail’i buldu ve bacağını yaraladı. Aldırmadı. Şöylece bir sarıp, yarasından habersizmiş gibi savaşa koyuldu. Kanı kesilmemişti. Bunun için yere yuvarlandı. Dişini sıktıysa da kalkamadı.
Arkadaşlarına nihayet haber vermek zorunda kaldılar. Komutanı onu geriye gönderdi. Yolda fikri değişmişti. Ayağını, yine kendisi sardı. Doktorunda yapacağı bu değil miydi? Rastladığı birkaç eri de önüne katlı.
Tekrar bölüğüne gelip savaşa katildi. Ancak akşam savaş duraklayınca, onu geriye gönderdiler. Bu kez sedyede idi. Ne var ki sedyenin üzerinde doğru bırak, arkadaşlarına derisini gösteriyordu.
“Düşman bu tepelerde bir daha görülmemeli.”

Yazar Hakkında

Yorum Yapın