Çanakkale Zaferi Hikayeleri; Beş Gönüllü

  • Yazar: erkan
  • Tarih:Kas 28, 2016
  • KategoriGenel
  • yorum ( 0 )

BEŞ GÖNÜLLÜ

Seddülbahir’in Kerevizderesi’ne 21. Alaya, Haziran sonlarında 5 gönüllü gönderildi. Bunlar oldukça yaşlı, askerlik çağı dışındaki kişilerdi. Çanakkale’deki savaşlar, bu beş yaşlı genci, evlerinde oturtamamıştı. Savaşa katılmak için, Karadeniz kıyılarından gelmişlerdi. Asker ocağı, yaşlıya da gence de açık değil miydi?
Bu içten isteği komutanlık kıramamış, 1. Bölüğe kadar gelmiştiler. Bölük komutanına şöyle denmişti: “Bu ağaları keşif, güvenlik gibi hafif işlerde kullanalım. Gönülleri hoş olsun.”

Beş gönüllü giydirildi, kuşatıldı.

Asker elbiseleri de çok yakıştı kendilerine. Değiştiler, gençleştiler. Aslında yaşlanmış ama kalpleri genç kalmış insanlardı. Kırk yıllık asker gibi kısa sürede alıştılar cepheye. Karavana taşıdılar, nöbet beklediler ve baskınlara da katıldılar. Her işte genç arkadaşlarıyla yarıştılar. Yaşlıyı gençten ayırmayan düşman kurşunu, birini ardından da ötekini aldı. Kerevizdere savaşlarında Hakka kavuştular.
Kerevizdere savaşları sona ermişti. Ermişti ama her gün yapılan karşılıklı ateşler, baskınlar, gergin havayı sürdürüyordu. Oynak olmayan bu savaş kalan üç gönüllünün de canını sıkıyordu. Daha atak bir savaş istiyorlardı. Bir gün, Bölük komutanına çıktılar.
Büyük bir ısrarla baskın görevi istediler. Baskın zor bir işti. Nefes isterdi. Ama, bu yiğitlerin içten dileklerini bölük komutanı kıramadı. “Peki” dedi.

İlk baskın görevini onlara verdi.

Temmuz ortasında bir geceydi. Üç gönüllü kama ve kasaturalarından başka beşer beşer bomba alarak gece yarısından sonra karanlığa daldılar. Şimdi bütün bölüğün kulağı, bu üç sevilen arkadaştaydı. Epeyce bir zaman geçti. Saat 3’e çeyrek kala sessizliği bir bomba patlaması yırttı. Ardından düşman silahları hep birden uludu, ateş püskürdü. Sanki kıyamet koptu. 15 dakika sürdü, sürmedi, eski sessizlik yeniden başladı. Bölük erleri endişeliydiler. Neredeyse ortalık ağaracaktı. Ondan sonra geri gelişleri daha zor olurdu.
Neyse çok geçmedi. Karanlıkta bir insan şekli fark edildi. Gelen Ünyeli Rıza idi. Sırtında bir de ağır makineli tüfek vardı. Ötekiler görünürlerde yoktu.
Rıza şöyle tekmil verdi: “Düşman siperine sokulduk. Ağır makineli yuvasına atladık. Erleri silah başında idi. Epeyi çarpıştık. Ben kendi hesabıma dört domuzu hakladım. Arkadaşlar şehit düştü/tutsak getiremedim, bu makineli tüfeği de kapıp
getirdim.”

Yazar Hakkında

Yorum Yapın