Çanakkale Zaferi Hatıraları

Vatan Yolunda Şehit Olursam

“Bu günlerde her zamankinden daha önemli çatışmalara gireceğiz. Bilirsin, her giren ölmez. Fakat eğer ben ölürsem sakın gamlanma… Beni ve seni yaratan Allah bizi nasıl dünyada birbirimize nasip etti ise, benden şehitlik rütbesini esirgemediği takdirde, elbette ruhlarımızı da birbirine kavuşturacaktır inşallah.
Vatan yolunda şehit olursam bana ne mutlu. Ancak, sana da bir vasiyetim var:
Birincisi benim için ağlama. İkincisi, eşyamın listesi ilişikte. Bunları sat, gelecek paradan “Mihr-i muaccel ” ve “Mihr-i müeccelini al,’ kalanı ile bana bir mevlüt okut. Eğer bunlar sana borcumu ödemezse hakkını helal et ve ilk gece aramızda geçen sözü unutma…
Üsteğmen Zahid de 9 Ocak 1916’da şehitlik rütbesine ulaşacaktı.

Gedizli Osman

İkinci Anafartalar savaşı kanlı olarak bütün hızıyla devam ediyordu. Kocaçimen Tepesi ile Anafartalar Gölü arasında 20. Alayımızın savaştığı yer olan Kayacıkağılı sırtı yangın yerine dönmüştü.

Düşman 100 adım ilerideki siperlerinden dinmeyen bir inatla arka arkaya, ileri atılıyordu. Düşman eriyordu ama, 20. Alay da kayıp veriyordu. Bu ağır kayıpların yerini sol kanatta 1. ve 2. bö­lükler doldurdu.

Bölük komutanı Teğmen Fahri bölgesindeki savaşa gözle gö­rülür bir hız verdi. Siperlerimize atlayanlar süngüleniyor, giremeyenler ise öndeki çukurlara sinmiş fırsat bekliyorlardı.

Kum torbaları arasında bırakılmış bir boşluktan sakallı bir erimiz durmadan ateş ediyordu. Yakınında olanlara ku­lak asmaz görünüyordu. Bu soğukkanlı yiğit Gedizli Osman adında, yaşlı bir erdi. öylesine dalmıştı ki, bir yandan ateş ediyor, bir yandan da sağ kolunun dirseğiyle bir şeyler iter gibi hareketler yapıyordu.

Bölük komutanı Osman’ın dirseğiyle neyi itmeye çaba­ladığını merak etti. Yaklaştı. Kum torbaları arasında ucu oynayan bir süngü olduğunu gördü. Evet bu, siperimize  giremeyip dışarıda kalan bir düşmanın, Osman’ın böğrüne saplamaya çalıştığı bir süngüydü. Bölük komutanı uyarmak istedi ve sordu:

– Gedizli! Böğrüne bir süngü saplanacak, görmüyor musun?

Ateşini kesmeyen er, aynı soğukkanlılıkla karşılık verdi: -Biliyorum, Teğmenim. Karşıdan gelenlerden, onu uzaklaştıramadım bir türlü…

Teğmenin ateşleyerek hemen siperin önüne attığı bir bomba işi bitirdi. Düşman süngüsü kum torbalarının ara­sında artık hareketsiz kalmıştı. Osman tehlikeden kurtul­muş, karşıdaki düşmana ateş etmeye devam ediyordu.

Yazar Hakkında

Yorum Yapın