Çanakkale Savaşı’ndan Önce İştahları Kabartan Osmanlı Mirası

Çanakkale Savaşı’ndan Önce İştahları Kabartan Osmanlı Mirası

20. Yüzyıl başlarında Avrupa’da şekillenen siyasi, ekonomik ve askeri güç dengelerine göre, sömürgecilik ve sanayi devriminden elde ettikleri kazanımlarla ile İngiltere ve Fransa Avrupa’nın en güçlü iki devleti konumuna gelmişlerdi.

Bu tarihlerde Almanya ve İtalya birliklerini yeni tamamlamışlardı ve kaçırdıkları “Sömürgecilik” trenine yetişmek için hummalı faaliyetlere girişmişlerdi. Böylece İngiltere ve Fransa ile aralarında oluşan güç farkını kapatarak Avrupa’daki güçlü devletler arasındaki yerlerini almayı hedefliyorlardı.
Bu çekişme ortamı içinde İngiltere ve Fransa, sömürgeler, deniz yolları hâkimiyeti ve uluslar arası ticaret imtiyazları gibi ekonomik faaliyet alanlarını korumak, Almanya ve İtalya ise bu sahalardan pay kapmak için kıyasıya bir mücadele içine girdiler. Bu mücadele sonucunda Avrupa& oluşan iki kutup, pek muhtemel görünen bir savaş için silahlanma yarışına girdiler.
Avrupa’da bunlar yaşanırken Osmanlı İmparatorluğu Avrupa devletlerine büyük bir ivme katan “Sanayi Devrimi”ni kaçırmış olmanın verdiği sıkıntılı günleri yaşıyordu. 1699 Karlofça Antlaşması ile birlikte süregelen gerileme ve dağılma süreci son olarak 1912-1913 Balkan Savaşları ile ağır bir darbe almıştı.

AVRUPA

Osmanlı İmparatorluğu bu dönemde Avrupa’nın büyük devletleri ile savaşmak bir yana, hâkimiyeti altında bulu¬nan farklı milletlerin bağımsızlık isyanları ile bile baş ede¬bilecek durumda değildi. Yıllarca süren savaşlar sonucunda maliyesi iflas etmiş, ekonomisi tamamen dışa bağımlı hale gelmişti.Balkanlar kaybedilmişti. Mısır’ın da kaybedilmesiyle Ortadoğu’da kalan son topraklar için endişeli bir bekleyiş başlamıştı.
20. Yüzyıl başında varlığı iyice önem kazanan petrol, Ortadoğu üzerindeki hâkimiyet stratejilerinin temelini oluşturuyordu. Yaklaşık 100 sene boyunca Osmanlı İmparatorluğu’nun başına bela olan ve dağılma sürecini hızlandıran Rusya’nın da boğazlar ile Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri üzerinde kirli emelleri vardı. Osmanlı İmparatorluğu bu faaliyetlerin farkında idi ancak buna karşı koyacak askeri gücü bulunmuyordu.

BALKANLAR

Osmanlı Ordusu Balkan Savaşları sonucunda iyice yıpranmıştı. Bu savaşlarda verilen insan ve toprak kayıplardan ziyade, koca Osmanlı ordusunun Balkanlardaki küçük devletlerle bile başa çıkamaması moral ve motivasyonu iyice bozmuş, halk arasında ümitsizliğe neden olmuştu.
Avrupa devletleri ise bir zamanlar bütün Avrupayı titreten Osmanlı Ordusu’nun bu durumda olmasını memnuniyetle izliyorlardı. Gün geçtikçe zayıflayan Osmanlı İmparatorluğu’nun mirasını paylaşmak için sabırsızlanan Avrupalılar, bu mirasın en nadide parçası olan İstanbul için kendi aralarında rekabete girmişlerdi. İngilizlerin, Fransızların, Rusların ve Yunanlıların işta¬hını kabartan bu şehir için I. Dünya savaşından neredeyse bir asır önce Napolyon Bonaparte şöyle demişti.
“İstanbul kime kalacak? Meselenin esası daima budur.”

Yazar Hakkında

Yorum Yapın