Çanakkale Savaşı Hikayeleri

KINALI KUZU

Yozgat’ın Karayakup köyünden cepheye gelen Murat, bölükteki tıbbiye öğrencilerinden Şükrü’ye şu mektubu yazdırır:
“Anacığım kardeşlerimi askere gönderirken başına kına koyma… Komutanım bana neden böyle yaptığımızı sordu cevap veremedim. Kardeşlerim de cevap veremeyip mahcup olmasınlar:’
Bir müddet sonra Murat’ın anasından herkesin içini acıtan, cevabı mektup yetişir:

Ve Annesi’nin Mektubu

“Ey oğlum, gözümün nuru Murat’ım! Komutan efendiye selam söyle.
Biz kurbanlık koçları kınalar öyle kurban ederiz. Sen dört kardeşin arasında vatana kurbansın.
Sen orada şehit olacaksın inşallah. Kurbanlık koçlar nasıl kınalanırsa, ben de onun için senin saçını kınalayıp gönderdim.”
Ve mektup Çanakkale’ye ulaştığında, Murat’ın kınalı başı çoktan Allahı’na kurban gitmiştir bile…

VATANA BORCUNU ÖDEMEK

Sebeb-i hayatım, feyz-ü refikim, Sevgili babacığım, valideciğim.
Arıburnu’nda ilk girdiğim müthiş çatışmada sağ yanımdan kurşun geçti, hamdolsun kurtuldum. Fakat bundan sonra gireceğim çatışmalardan kurtulacağımdan ümidim olmadığından bir hatıra olmak üzere size yazıyorum.
Hamd-ü senalar olsun Cenab-ı Hakka beni bu rütbeye kadar eriştirdi. Yine ilahi kader olarak beni asker yaptı. Siz de ebeveynin olarak beni vatan ve millete hizmet etmek için yetiştirdiniz. Cenab-ı Hakk’a ve sizlere çok teşekkürler ederim. Şimdiye kadar milletin bana verdiğini, şimdi hak etmek zamanıdır. Mukaddes vatan vazifesini ifaya çalışıyorum. Rütbe-i şehadete ulaşırsam Cenab-ı Hakk’ın en sevimli kulu olduğuma kanaat edeceğim.
Asker olduğum için bu her zaman bana pek yakındır, sevgili babacığım ve valideciğim. Göz bebeğim olan zevcem Münevver ve oğlum Nezihciğimi evvele Cenab-ı Hakk’ın sonra da sizin himayenize emanet ediyorum. Onlar hakkında ne mümkün ise lütfen yapım.
Oğlumun eğitim ve terbiyesine siz de refıkamla birlikte lütfen çalışınız. Servetimizin olmadığı malumdur. Mümkün olandan fazla bir şeyi isteyemem, istesem de boşunadır. Refıkama hitaben yazdığım matuf mektubu lütfen kendi eline veriniz. Ağlayacak üzülecek tabi teselli ediniz. İlahi kader böyleymiş.
Sevgili baba ve valideciğim,
Belki bilmeyerek size karşı birçok kusurlarda bulunmuşumdur. Beni affediniz, hakkınızı helal ediniz.
Kardeşim, ey akraba ve sevdiklerim, cümlenize elveda , cümleniz hakkınızı helal ediniz.Benim tarafımdan cümlenize hakkım helal olsun.Elveda, elveda…
Cümlenizi Cenab-ı Hakk’a tevdi ve emanet ediyorum..
Ebediyen Allah’a ısmarladım. Sevgili Babacığım ve Valideciğim.

Oğlunuz Mehmet Tevfik

Mehmet Tevfik, 2 Haziran 1915 günü yaralanmış ve Çanakkale Askeri Hastanesi’nde şehitlik rütbesine ulaşmıştı…

Yazar Hakkında

Yorum Yapın