Çanakkale Mektupları; Ben Bu Savaşta Ölmeyi Reddediyorum

Anzak askeri Alistair John TAYLOR’un Ailesine Mektubu

Sevgili ve bir zamanlar mutlu ailem.
Gelibolu cehenneminden hepinize merhaba! Bu mektubu size yazmak niyetinde değildim. Hatta kimseyle konuşmak, kimsenin yüzünü görmek istediğimden de emin değilim. Siz benim buraya cehennem dediğime bakmayın burası hakikaten güzel bir yer. Üzerleri toz toprakla örtülmeden önce zeytin ağaçlarının bolluğu, savaşa aldırmadan her yanda pıtır pıtır açan kırmızı gelinciklerin neşesi, akşamları yarımadayı kızıl boyayarak batan güneşin insanın içini acıtan güzelliği ve bir de Gelibolu bülbülleri.
Gelibolııda hâlâ un ufak olmadan kalan küçük bir ruh parçam mevcutsa bunu bülbüller sağlamıştır. Tabi o sırada bir Türk öldürmüyor ya da Türkler tarafından öldürülmüyorsak, Gelibolu’nun muhteşem gurubunu seyrediyoruz. Ege Denizi’nin içine gömülen güneşin biraz önce Pasifik Okyanusundan yükselerek Yeni Zelanda’daki günü aydınlattığını bilmek insanın canını acıtıyor.Sadece bakıyor, saklanıyor, ateş ediyor, süngü takıyor, düşman öldürüyor, bit ayıklıyor, yemek diye verdikleri kuru bisküvi, kraker, kuru et parçalarını kemiriyor, çok ender olarak da uyuyorum. Ben artık sadece bir Anzak askeriyim. Ne sevdiğim şarkılar, yemekler, kokular ne de sevdiğim insanlar…
Ben artık yaşayan bir sayıyım. Ölürsem o zaman da bir sayı olacağım. “Vatan uğruna kahramanca” ölmüş bir sayı. Kahra-manca ve vatan uğruna! Kahramanlık mı?

Bu Bizim Savaşımız Değil!

Vatana gelince… Burası Türklerin vatanı ve bu savaş bizim savaşımız değil. Bizler İngilizlerin de söyledikleri gibi sadece hevesli oğlan çocuklarıyız. Asıl kahraman olan Türkler. Türkler vatanlarını savunmak için bize karşı çok ağır şartlar altında direniyorlar ve kahramanca
ölen asıl onlar.

  • Şehitlik Turları‘na katıldığınızda bunun gibi sayısız hikayeyi rehberlerimiz sizlere anlatacaktır.

Türk Askeri İle Anısı

Geçen hafta ölüleri gömmek için karşılıklı ateşkes ilan edildiğinde ilk defa Türkleri yakından tanıma imkanı bulduk. Türkler bize anlatılan canavarlara benzemiyordu. Gözlerinde endişe ve keder olan genç insanlardı. Onların da arkalarında giderken üzüntülü aileleri, yaşlı anne-babaları, eşleri belki de sevgilileri vardı. Onlar da gencecik hayallerini bırakıp ölüme koşuyorlardı.
Bana sigara ikram eden iki Türk’e ben de konserve et verdim ama kabul etmediler. Bu sığır etidir dediysem de inanmadılar. Aslında anlamadılar. O zaman ellerimle kafama boynuz yapıp öküz gibi böğürdüm. Güldüler. Ben de güldüm. Orada savaş meydanında etrafımız askerlerin cesetleriyle doluydu, biz düşmandık ve birbirimize gülüyorduk.
Bana sigara ikram eden Türklerden biri “sen no İngiliz” diye şaşırarak sordu. “Ben İngiliz askeri değilim” dedim.
Sonra elini uzattı “ben TÜRK” dedi. Bana uzatılan eli tuttum. Orada, Gelibolu’nun en kanlı savaşlarının yapıldığı o tepede, el sıkıştık.

Sonra Farkına Vardı

Ben bu adamla neden düşman olmuştum ki? Düşmanım o anda artık arkadaş Türk olmuştu.
Ben bu savaşta ölmeyi reddediyorum.
Bu benim savaşım değil.
Fakat yaşamak için de hiç isteğim kalmadı.
Tanrım günahlarımı affet.
Hepinizi çok seviyorum.
Ebediyen sizin oğlunuz.

Alistair John TAYLOR
GELIBOLU 1915

Yazar Hakkında

Yorum Yapın