Çanakkale Kara Muharebeleri’ne Dair Önemli Notlar – Bölüm 3

  • Yazar: erkan
  • Tarih:Şub 07, 2017
  • KategoriGenel
  • yorum ( 0 )

Bu konuda General C. F. Aspinall – Oglander, “Gelibolu Aske­ri Harekâtı” adlı eserinin 1. Cildinde  şu yorumu yapmaktadır:

“İyice tanınmayan bir memleket sahilinde yapılacak cebri bir çıkışta karşılaşılacağı tabii olan ciddi güçlük, ilk muha­rebenin verileceği arazi hakkında yeterli seviyede keşif ya­pılabilmesinin imkânsızlığı idi.

Çıkıştan on gün önce, bu hareket ile ilgili olan yüksek rüt­beli subayların çoğunluğuna sahilin görünüşü, bir harp ge­misi güvertesinden gösterildi. Kolordu kurmaylarından bir subay da 14 Nisan günü bu mıntıka üzerinde bir uçuş yaptı.

Fakat bu yetersiz keşiflerden başka, elde yarımadanın gü­venilmesi gereken biricik bir haritası vardı ki bunun da bir­çok önemli noktada yanlışları bulunduğu sonradan anlaşıl­mıştı. ”

Yukarıdaki ifadeler; çıkarma öncesi gerekli ön hazırlıkların han­gi boyutta yapıldığının açık bir göstergesidir.

Aslında bu durumun nedeni, daha önce de vurgulandığı gibi, bilhassa İngilizlerin Türk tarafını küçümsemeleridir. “Küçümse­me” konusu hakkında da Oglander’ın kitabının 175. sayfasında şu şekilde bir ifadeye rastlanır:

“Karaya çıkılmadan önce İngiliz karargâhın da, Türk askeri mekanizmasının yeterliliğini küçümseme yolunda mevcut olan eğilimin izahı mümkündür. ”

Yukarıdaki ifadenin devamında da söz konusu küçümsemenin nedenleri olarak, önceden değinmiş olduğumuz Balkan Savaş­ları, Sarıkamış Harekâtı ve Kanal Taarruzu gibi olumsuz sonuç­ları bilinen gerekçeler ileri sürülmektedir.

Sonrasında ise Oglander, “1915’te Türk, cesur bir düşman olduğu kadar yeterli idi de” şeklindeki bir ifadeyi kullanmakta her hangi bir sakınca görmemiştir. Ancak unutulmamalıdır ki bu ifade, Çanakkale Cephesi’nde yaşananların İngilizlere kazan­dırdığı acı tecrübelerin sonrasında dile getirilmiştir.

İngilizlerin de açıkça ifade ettiği gibi Türk askerinin cesur ve ye­terli olma özelliği, aslında tarih boyunca defalarca kanıtlanmış önemli bir gerçektir. Ancak askerî anlamda çok önemli olan di­siplin, itaat ve kanaatkârlık konularında ayrıcalıklı özelliklere sahip Türk askerinin doğru yol ve zamanda, azim ve kararlılıkla sevk ve idare edilebilmesi daha önemlidir. Fakat başta Liman Von Sanders olmak üzere bazı Alman subaylarının sevk ve ida­re usulleri, Türk Ordusu’na Çanakkale’de ağır bedeller ödete­cektir.

Bu konuda yine Oglander, kitabının 13. sayfasında, üzerinde düşünülmesi gereken şu yorumu yapmaktadır:

“Bir harpte asıl önemli olan şey, ancak başarısızlıkla başa­rıların ortaya çıkan toplamıdır. Gelibolu’daki Akdeniz Seferi Kuvvetleri’nin 1916’daki Somme Muharebelerinin ilk gü­nünde uğramış olduğumuz kaybın iki mislinden az bir ka­yıp karşılığında, Türk Ordusu’nun gençliğini tükettiğini, Süveyş Kanalı’nı kurtardığını ve Türkiye’nin hezimetinin te­melini atmış olduğunu söyleyebiliriz. ”

Yazar Hakkında

Yorum Yapın