Çanakkale Destanı; Bombacı Veli ve Bombacı Ali

Çanakkale Destanı –  Hikayeler

BOMBACI VELİ

Vatan aşkının pahasını kanlarıyla ödemiş yüz binlerce Türk erinden, başta gelenlerinden birisi de Veli’dir. Bu, Yozgatlı Durmuş oğlu Veli’dir. Ama iyi bomba attığı için “Bombacı Veli” diye anılırdı.
Tümenin Arıburnu’ndaki ilk siperlerinde dolaşırdı. Arayan onu düşmana bomba yağdırırken bulurdu. Düşmanın attığı bombaları kapar, gerisin geriye gönderirdi. Bu işler onun için bir savaş değildi. Bir spor, bir oyundu. Yapılan her akına, her baskına Veli de katılırdı.

Yiğitliği ve cesareti dillere destandı.

6 ağustos 1915 gecesi İngilizler, anafartalara asker çıkardı. Aynı zamanda Arıburnu’na getirdiği birliklerle de burada kuzey kanadımıza yüklendi. Düşman bu kuşatmayı yaparken Arıburnuna ne kadar kuvvet bırakmıştı?
İşte komutanlar bunu bilmek istiyorlardı. Bunun için de en kestirme yol tutsak almak ve onu sorguya çekmekti. Bu işe istekli olanların başında Veli vardı. Her zaman olduğu gibi bu zor işte de ortaya atılmıştı. Bu işlerde pişmiş ve herkesin güvenini kazanmıştı.
Veli bu işi yalnız yapmak istedi. Bölük komutanı kabul etti. Gündüzden düşman siperlerini, nöbet yerlerini, oralara yaklaşma doğrultularını bir kez daha gözden geçirdi.

Uzun uzun gözetledi.

Gece yarısına doğru sessizlik çökünce Veli, sürüne sürüne düşman siperine yaklaştı. Zaten oldukça da yakındı. Siperin bir kenarından sessizce içeri girdi. Hiç ses yoktu. Biraz sonra, bir horultu işitti. Demek ki düşman nöbetçisi uyuyordu. Kullanmaktan vazgeçtiği kamasını kabına koydu. Sessizce sokuldu. O kadar yaklaştı ki nöbetçinin soluğunu kendi yüzünde hissediyordu.
Onu uyandırıp ya da yaralayıp götürmek doğru olmazdı. Bir ses her şeyi altüst ederdi. Az ileride başka bir nöbetçinin gürültüsünü duyuyordu. Önce ağzını sıkıca kapattı sonra ipi İngiliz nöbetçisinin beline sıkıca bağladı. Onu bir daha süzdü.
Horlamasını sürdürüyordu. Yozgatlının düşman siperinde yapacak başka işi kalmamıştı. Nöbetçiyi sırtlandığı gibi sarsmadan geldiği gibi gitti.
Veli’nin tek başına döndüğünü görenler, önce üzüldüler. İşi anlayınca arkadaşlarıyla ipe sarıldılar. Nöbetçi ancak bağırmaya başlamıştı. Bağlandığı ipten kurtulamadan Türk siperine alınmıştı. Cesaretle kahramanlığı birleştiren bu başarı övülmeye değerdi.

BOMBACI ALİ

O günler elimize geçen kuvveti, Conkbayırı’nda düşman akınını durdurmak için, ileri hatlara sürüyorduk. Conkbayırı doymak bilmeyen bir kuyuya dönüşmüştü. Ne kadar kuvvet göndersek, bana misin demiyordu adeta.
9 Ağustosta 11. piyade Alayının yedekte bulunan son taburu da savaşa katildi, taarruza sürüldü. Bu taarruzla Conkbayırı’nın bir kesimi daha düşmandan kurtarıldı. Yalnız bu alman yerin bir kenarında bir nokta, ateş kusan bir ateş yuvası kalmıştı.
Düşmanın ateşlerine engel olmak için burayı da almalıydık, ya da öyle sindirmeliydik ki ateş edemesin. Tabur komutanı Yüzbaşı Mustafa bu taarruz için bir takımlık olsun taze kuvveti nereden bulabileceğini düşünüyordu.
Komutanıyla subayların tartışmasını izleyen Bombacı Ali, bu kuvvet yokluğunda kendisinin de işe girişmesi gerektiğini anladı.

Düşmanın bu yuvasını sindirebileceğini aklı kesti.

Beline ve omzundaki fişekliğe takabildiği, ekmek çantasına sığdırabildiği kadar bombayı yanına aldı. Sürüne sürüne giderek ilerideki mermi çulcuruna girdi. Burası, koluyla bombasını düşman yuvasına yetiştirebileceği büyüklükte bir çulcurdu. Bombalarının birer birer savurmaya başladı. Bombacı Ali usta bir nişancıydı. Attığı bombayı istediği noktaya oturtuyordu.
Zaman zaman düşman siperinden bir kolun bir bacağın havaya uçtuğu görülüyordu. Ona arkadaşları bir sandık bomba daha taşıdılar. Hoşuna gitti. Yanında kalmak isteyenleri geri gönderdi.
“Bir çukur, iki adam almaz” diyordu. Ali bir makine gibi ve bir makinenin ölçülü doğruluğu ile attı, attı. Düşman yuvası sinmişti. Baş kaldıramadı, tutunamadı. Düşman burayı boşaltmak zorunda
kaldı.
Susan yalnız düşman yuvası değildi. Ali’nin de sesi çıkmaz olmuştu. Gidenler onu sol kolundan yaralı buldular. Ağır bir yara almıştı Koca Ali. Toplama istasyonuna gönderilen kahraman, Ali doktora şöyle diyordu:

“Bu kadarcık yara için beni hastaneye mi göndereceksiniz? Bana bomba verin, beni sipere gönderin!”

Yazar Hakkında

Yorum Yapın