Bedeli Çanakkale’de Altın Olarak Ödenecektir Bölüm 2

Yazının Önceki Kısmını Okumak İçin Tıklayınız …>> Bedeli Çanakkale’de Altın Olarak Ödenecektir Bölüm 1

Bedeli Çanakkale’de Altın Olarak Ödenecektir

Malzemeyi bulmuştu fakat para yoktu. Eli boş dönemezdi, bir çaresini bulması lazımdı… Muzaffer bunları düşüne düşüne Beyazıt Meydanı’na giderken birden durdu. Kendi kendine gülmüştü ama aradığı çareyi de bulmuştu.
Doğru Yahudi bir tüccarın yanına gitti: ” Paranın ödeme işlemleri akşamüstü bitecek, ezandan sonra gelip malları alamam. Gece kaldıracak yerim yok. Yarın öğleden evvel vapur Çanakkale’ye kalkıyor, yetiştirmen lazım. Onun için sabah ezanında geleceğim,mallan mutlaka hazır edin…”dedi.
Tüccar “peki” dedi. Muzaffer tam ayrılırken ilave etti. “Altın para vermiyorlar kağıt para verecekler” dedi.
Ertesi sabah Mehmet Muzaffer Merkez Kumandanlığından sağladığı araba ve neferlerle ezan vakti Yahudi’nin kapısındaydı. Ortalık henüz ışıyordu.Tüccar malları hazırlamıştı. Hava gazı fenerinin yarım yamalık aydınlattığı loşlukta mallar arabaya yüklendi. Muzaffer bir yüzlük kağıt para verdi. Araba dörtnal Sirkeci ‘ye yollandı.
Malzeme oradan gemiye aktarıldı. Az sonra da gemi Çanakkale yolunu tutmuştu. Üç gün sonra Yahudi elindeki yüzlük kağıt parayı altına çevirmek için Osmanlı Bankası’na gitti.

Ancak kağıt parasını altına çeviremedi.

Mehmet Muzaffer, kağıt paranın basımında kullanılan kâğıdın aynını Karaköy kırtasiyecilerinden tedarik etmiş, bütün gece oturmuş çini mürekkebi ve boya ile gerçeğinden bir bakışta ayırt edilemeyecek mükemmellikte taklit bir para yapmıştı. Tüccara verdiği para buydu. O devrin hakiki paralarının üzerindeki yazılar arasında bir de şu ibare bulunuyordu: “Bedeli Dersaadet’te altın olarak ödenecektir.

Muzaffer yaptığı taklit paradaki bu ibareyi değiştirerek şöyle yazmıştı:

“Bedeli Çanakkale’de altın olarak ödenecektir.”
Onun burada altın dediği Çanakkale’de Mehmetçiğin akıttığı, altından daha kıymetli kanı idi. Sahte paraya gelince… Yahudi tüccar bunu mesele yapmadı. Yapmak mı istemedi, yapmaktan mı çekindi bilinemez. Ancak olay bütün Istanbul’da yayıldı.
Dünyada emsali olmayan ve olmayacak olan bu hadise Şehzade Halim Efendi ‘nin kulağına kadar gitti. Şehzade hemen memurunu göndererek Yahudi tüccarı buldurdu. Yüzlük taklit kağıt paranın bedelini altın olarak ödeyip aldı. Çok zarif sedef kakmalı, içi kadifeli bir mücevher çekmecesine yerleştirip, İstanbul polis okulundaki emniyet müzesine hediye etti. Bu emsalsiz parça müzede 1917’den 1970’lere kadar şeref mevkiinde bir mukaddes emanet gibi korundu.
Şehit Muzaffer’in taklidini yaptığı paranın aslı 50 liralık kağıt paralardı. Bu kağıt paralar, üzerlerinde de yazılı olduğu gibi, Rumi 6 Ağustos 1332 tarihli kanunla tedavüle çıkarılmıştı. Bu seri kağıt paraların en büyüğünün kıymeti 50 liralıklar idi. Yüz lira olarak bu tipte hiçbir kupür basılmamıştı.
Herhalde Şehit Muzaffer’in alacağı malzemenin bedeli elli liranın çok üstünde olmalıdır ki, iki tane ellilik olsa anlaşılabileceğini düşünüp tek bir yüzlük yapmıştı. Bu kağıt paralar yeni tedavüle çıktığından, getirip veren de subay ve askerleri olduğundan, tüccar, bu çeşit yüzlük para mevcut olup olmadığını araştırmak lüzumunu görmemişti.

Bedeli Çanakkale'de Altın Olarak Ödenecektir

Bedeli Çanakkale’de Altın Olarak Ödenecektir

Yazar Hakkında

Yorum Yapın