Avrupa Merkezli Bloklaşma – Çanakkale Savaşı

Asya ile Avrupa arasındaki ticaret yollarının güzergâhlarını gösteren bir harita

Asya ile Avrupa arasındaki ticaret

yollarının güzergâhlarını gösteren bir harita.

‘5. Yüzyıldan itibaren, o dönemde dünyanın bilinen iki kıtası Avrupa ve Asya arasında gidip gelen bütün ticaret yolları Türklerin denetiminde olduğundan, Avrupalılarda alternatif yollar arama fikri doğmuştur. 0 yıllarda, Avrupa ile Asya arasındaki belli başlı ticaret yolları, yanda yer alan haritada görüldüğü şekilde uzanmaktaydı.

Ancak o yıllarda dünyanın bir tepsi gibi düz olduğuna inananların ço­ğunlukta olduğu Avrupa’da, bunun aksini düşünen bazı macerape­restler, kilise baskısına ve engizisyon tehditlerine rağmen yollara ko­yuldular.

Kendileri için her türlü olumsuz sonucu göze alıp, bilinmezlere doğru yelken açan bu maceraperestler, sonuçta hem dünyanın Asya ile Av­rupa’dan ibaret olmadığını anladılar, hem de “kâşif olarak anıldılar.

AvrupalI kâşifler, Asya ile Avrupa’nın dışında kalan uçsuz bucaksız arazilere ayak bastıkları andan kısa bir süre sonra, sadece yeni kara parçaları bulduklarını değil, başka gerçeklerle de karşılaştıklarını an­ladılar. Onların iştahlarını kabartan gerçekler ise ilk defa ayak bastık­ları toprakların, çok farklı zenginlikler ile bu zenginliklerin farkında ol­mayan ve AvrupalI gezginlerin sahip olduğu silahlara direnemeyecek insanlarla dolu olduğu idi.

Köle ticareti ve Afrika Kıtası'nı Avrupalı “beyaz adamın" ayakları altında gösteren resimler.

Köle ticareti ve Afrika Kıtası’nı Avrupalı “beyaz adamın” ayakları altında gösteren resimler.

Kısa bir süre sonra keşfedilen her yeni kara parçası, AvrupalIlar için bol ve ucuz doğal kaynaklar ile işgücü anlamına gelmeye başladı. Bu durum; 16. Yüzyıldan itibaren AvrupalI devletler için ele geçirdikleri her bölgeyi sömürgeleştirerek, hâzinelerini doldurmanın en kolay yol­larından biri oldu. Sonuçta AvrupalI devletler, dünyanın herhangi bir köşesinden pay kapma yarışına giriştiler.

19. Yüzyılda gerçekleşen “Sanayi Devrimi” ile birlikte daha da hızla­nan ve hırçınlaşan bu yarış zamanla, AvrupalI devletlerin birbirlerine karşı amansız bir güç gösterisi haline dönüştü. Böylece güçlü silahlar­la donatılmış, güçlü ordular ortaya çıkmaya başladı ve dünyadaki top­rakların sadece % 10 kadarına sahip Avrupa kıtasında yerleşik dev­letler, dünyanın geriye kalan % 90’ı için aralarında paylaşım kavgası vermeye başladılar.

Başlangıçta İspanyol ve İngiliz denizciler arasında başlayan bu kavga süreci; pazar payını arttırma sevdalısı Portekiz, Fransa ve Hollanda gi­bi yeni rakipler ortaya çıktıkça, kızışarak devam etti. Sonuçta Alman­ya’nın da bu sürece dâhil olmasıyla birlikte dünya, tarih boyunca şahit olmadığı kadar çok acı, kan ve gözyaşına, 20. Yüzyılda şahit oldu

Pazardan pay almak niyetindeki Almanya, 19. Yüzyılın ikinci yarısın­dan itibaren hem birliğini sağlama, hem de sanayileşme bakımından hızlı bir ilerleme sağladı. Bu durum; Avrupa’nın merkezinde yer alan Almanya’yı, ekonomik ve askerî açılardan önemli bir güç hâline getirdi.

Bilhassa sanayileşmedeki gelişme süreci ile beraber Almanya, sahip olduğu kaynakların çok ötesinde hammadde ihtiyacı duymaya başla­dı. Ancak; Avrupa’nın neredeyse ortasında yer alan Almanya’nın sa­hip olduğu coğrafya, üç yanından da güçlü rakiplerle çevriliydi.

İngiltere, Fransa ve Rusya’nın coğrafi konumları, Almanya’yı üç ya­nından kuşatan bir durum yaratmaktaydı. Güçlü rakiplerinin coğrafî konumları nedeniyle bir çıkış yolu arayan Almanya’nın, zengin ham­madde kaynaklarına ulaşabilmesi için önündeki tek seçenek, doğuya yönelmekten ibaretti.

 

Rus ressam Vasily Vereshchagin (1842- 1904) tarafından 1871 yılında yapılmış, savaşı betimleyen bir tablo; “The Apotheosis of War” (Savaşın Yücelmesi)

Rus ressam Vasily Vereshchagin (1842- 1904) tarafından 1871 yılında yapılmış, savaşı betimleyen bir tablo; “The Apotheosis of War” (Savaşın Yücelmesi)

Doğuda ise Avrupa ile dünyanın en önemli hammadde kaynaklarının yer aldığı bölgeler arasında bir köprü gibi uzanan, “Anadolu ve Bo­ğazlar” coğrafyası vardı. Hammadde kaynaklarına ulaşan yolları kont­rol eder durumdaki bu coğrafyanın sahibi ise belliydi; “OsmanlI Dev­leti” (Devlet-i Âliye-i Osmâniyye).

Yazar Hakkında

Yorum Yapın