Anafartalar Cephesi Muharebeleri – Bölüm 8

  • Yazar: erkan
  • Tarih:Mar 18, 2017
  • KategoriGenel
  • yorum ( 0 )

Düşmanın piyade ve mitralyöz ateşi başlarsa ve kara ve deniz toplarının mermileri bu sıkı düzende duran askerlerimiz üzerinde bir defa patlarsa, hücumun imkansızlığına şüphe etmiyordum. Hemen ileri koştum. Tümen Kumandanına rastladım. O da ve her ikimizin refakatinde bulunanlar beraber olduğu halde hücum cifinin önüne geçtik. Gayet seri ve kısa bir teftiş yaptım.Önün­den geçerek yüksek sesle askerlere selam verdim ve dedim ki

Askerler! Karşımızdaki düşmanı mağlup edeceğimize hiç şüp- ho yoktur. Fakat siz acele etmeyin. Evvela ben ileri gideyim. Siz, ben kırbacımla işaret verdiğim zaman hep birden atılırsınız.

Kumandan ve subaylara da işaretime askerlerin dikkatini çekme­lerini emrettim.

Ondan sonra hücum safının önünde bir yere kadar gidildi ve ora­dan kırbacımı havaya kaldırarak hücum işaretini verdim.

Bütün askerler, subaylar, artık her şeyi unutmuşlar, bakışlarını, kalplerini, verilecek işarete yöneltmiş bulunuyorlardı. Süngüleri ve bir ayakları ileri uzatılmış olan askerlerimiz ve onların önünde tabancaları, kılıçları ellerinde subaylarımız, kırbacımın aşağı inme­siyle demirden bir kitle halinde aslanca bir saldırıyla ileri atıldılar.

Bir saniye sonra düşman siperleri içinde gökyüzüne yükselen bir sesten başka bir şey işitilmiyordu: Allah, Allah, Allah…

Düşman silah kullanmaya vakit bulamadı. Boğaz boğaza kahra­manca mücadele neticesinde, ilk hatta bulunan düşman tümüyle imha edildi.

Dört saat mücadeleden sonra 23’üncü ve 24’üncü Alaylarımız Conk Bayırı’nı tümüyle düşmandan temizledikten ve 28’inci Alay da Şahin Sırtı’nın en yüksek yerini geri aldıktan sonra batıya sal­dırdılar. Önlerine çıkan düşman kıtalarını mağlup ediyor ve hezi­mete uğratıyorlardı.

28’inci Alayın bir kısmı, Şahin Sırtı’nın boyun noktasına yerleşti­rilmiş olan düşman mitralyözlerinin etkili ateşinden daha ileri gi­dememişti.

Conk Bayırı askerlerimizin eline geçtikten sonra düşman kara­dan ve denizden yönelttiği seri ve yoğun topçu ateşleriyle Conk Bayırı’nı cehenneme çevirmişti. Gökyüzünden şarapnel, demir parçaları yağmuru yağıyordu. Büyük çaplı deniz toplarının tam isabetli mermileri yerin içine girdikten sonra patlıyor, yanımızda, kenarımızda büyük lağımlar açıyordu. Bütün Conk Bayırı yoğun dumanlar ve ateşler içinde kaldı. Herkes kaderine razı, akıbetini bekliyordu. Etrafımız şehit ve yaralılarla doldu.

Muharebe meydanında cereyan eden hali izlerken bir şarapnel parçası göğsümün sağ yanına çarptı. Cebimde bulunan saati parça parça etti. Vücuduma giremedi. Yalnız derince bir kan leke­si bıraktı. ”

İngiliz yazar Robert Rhodes James, “Gelibolu HarekAtı” adlı eserinde Conk Bayırı’ndaki Türk Süngü Taarruzu’nu şöyle anlatır “Türk taarruzu, dehşet verici bir manzaraydı. Şaşkınlıktan serse­me dönen İngilizler, birdenbire ufuk hattının üzerinden boşanan, ateş etmeden süngüleriyle ilerleyen, karanlık, yoğun Türk kütle­leri gördüler.

Conk Bayırı’ndaki siperler hemen çiğnendi ve İngiliz askerlerin­den hiç biri (1.000 kişiden fazlaydılar) kurtulamadı.”

İngiliz yazarın ifadesinde yer bulan sözler, bir anlamda ATATÜRK’ün anlatımıyla da bire bir örtüşür niteliktedir.

Yazar Hakkında

Yorum Yapın